Her türlü arzuya nail olabilmek için Türkçe öğrenmek gerekir, diyor Dīvānu Lugāti’t-Türk. Yalnızca bir şairin kaleminden çıkmış bir eserin de ötesinde, şanlı tarihimizin, kutlu milletimizin hikâyesini anlatan bir destandır. Asya’nın bozkırlarından Anadolu topraklarına kadar uzanan koca bir coğrafyanın hikâyesi… Türk milletinin kimliğini anlama ve aktarma çabasıdır Dīvānu Lugāti’t-Türk. İşte bu eserin sadece sıradan bir eser olarak değil, Türk milletini ve kültürünü yansıtan bir ayna olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahsedeceğim. Ulusal dilimizdeki her yabancı ve yabancı kökenli sözcük, bağımsızlığımıza ve millet olma bilincimize saplanmış bir bıçaktır. Dilin en iyi iletişim aracı olduğunu biliyoruz. Kültür ise millî değer olan her şeydir. Dil de bir bakıma kültürü korur ve aktarır diyebilirim. Buradan da kültürün ve millî benliğin korunması için dilin korunması gerektiği sonucuna ulaşabiliriz. Dilin önemi de burada başlıyor zaten. Güzel dilimiz Türkçenin değerinin ve zenginliğin...