Ana içeriğe atla

YENİ LİSAN HAREKETİ IŞINDA DİLDE SADELEŞME

YENİ LİSAN HAREKETİ IŞIĞINDA DİLDE SADELEŞME

Geçmişten bugüne Türk diline birçok yabancı sözcük girmiştir. Peki bu sözcükler dilimize nasıl geçti? Günümüzde Türkçe zannettiğimiz pek çok sözcüğün aslında yabancı kökenli olduğunu biliyor muyuz? Asıl konuya geçmeden önce bundan biraz bahsedelim.

Yüzyıllardan beri konuştuğumuz dil, zaman içerisinde pek çok farklı milletin diliyle etkileşim hâlinde bulunmuştur. Farklı devletlerle kurulan diplomatik, siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler, dilimize yabancı sözcüklerin girmesine sebep olmuştur. Dünya üzerinde başka dillerle etkileşimde bulunmamış, başka dillerden kelime almamış bir kültür dilinden söz edilemez. Türk dilinin de yazılı kaynaklarla takip edilebilen ilk dönemlerinde Göktürkler çağında Çince, Sanskritçe ve Moğolca; Selçuklu, Karahanlı ve ardından Osmanlı döneminde Arapça ve Farsça; Tanzimat döneminde Fransızca, günümüzde ise çoğunlukla İngilizce dilimiz üzerinde etkili olmuştur.

Peki, dilimize bu kadar fazla yabancı kelime ve ifadenin girmesi neden önemlidir?

Dil, bir milletin en önemli değerlerinden biridir. İçerisinde ait olduğu milletin kültürünü, örf ve adetlerini, tarihini gelecek nesillere taşır. Dil korunduğu sürece milletin kültürel varlığı da korunmuş olur. Bu nedenle zaman içerisinde dilin farklı dillerin yoğun etkisi altında kalması, pek çok insan fark etmese de önemli bir meseledir. Dilimizde yabancı kelime kullanımı her geçen gün artarken millî benliğimizi korumak ve yozlaşmanın önüne geçmek için atılacak ilk adımlardan biri, dilimize sahip çıkmaktır.

Bu mesele elbette sadece günümüzde gündeme gelmemiştir.

1911 yılında başlayan bir dil hareketi olan Yeni Lisan Hareketi de bu konuyu ele almıştır. Peki, nedir bu Yeni Lisan?

Hareket, adını Ömer Seyfettin tarafından yazılıp Genç Kalemler dergisinde yayımlanan "Yeni Lisan" makalesinden almıştır. Bu hareketin öncüleri Ali Canip, Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'tir. Genç Kalemler dergisi, dilde ve edebiyatta millî benliğe dönüş anlayışını benimsemiştir. Bu bakımdan derginin, Milliyetçilik akımının önemli yayın organlarından biri hâline geldiği söylenebilir. Yeni Lisan Hareketi de bu anlayıştan hareket etmiştir.

Yeni Lisan Hareketi neyi savunuyordu?

  1. Arapça kelimeler, asıllarına göre değil, Türkçedeki ve halk arasındaki kullanımlarına göre değerlendirilmelidir.

  2. Arapça ve Farsça dil bilgisi kurallarına uyulmamalıdır. Ancak bu kurallarla oluşmuş ve dilimize yerleşmiş kalıplar kullanılmaya devam edebilir.

  3. Arapça ve Farsça sözcükler, kendi yazılışlarına göre değil, Türkçedeki okunuşlarına göre yazılmalıdır.

  4. Bütün Arapça ve Farsça kelimelerin atılması gerekmez. Artık terim hâline gelmiş olanlar kullanılmaya devam edebilir.

  5. Diğer Türk lehçelerinden de kelime alınmamalıdır.

  6. Konuşma dilinde İstanbul ağzı esas alınmalıdır.

Türkçenin sadeleşmesi konusunda en kalıcı atılımı Yeni Lisancılar gerçekleştirmiştir. Ancak bana göre bu, günümüz için tek başına yeterli değildir. Gerek sosyal medyada gerekse günlük hayatımızda birçok yabancı sözcüğü hâlâ kullanıyor, hatta bazen bunu bir ayrıcalık gibi görüyoruz. Oysa hepimiz kendi çevremizde bu konuda bir farkındalık oluşturmalı ve gereken hassasiyeti göstermeliyiz. Çünkü diline sahip çıkan toplumlar, kültürlerine de sahip çıkar. Unutmamalıyız ki kültürümüzü, tarihimizi ve dilimizi korumak, geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biridir.

Beyza Nur Koca

Kaynakça

  • Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi

  • Ömer Seyfettin, Yeni Lisan, Genç Kalemler, Cilt II, Sayı 1, 29 Mart 1327.

Yorumlar