Ölüm bütün canlıların mahkum olduğu sondur. İnsan bu canlılar içerisinde hayatta bir anlam arayan bir Tanrı arayışına giren merak eden tek varlıktır. Peki hayatta bir anlam olmak zorunda mıdır? Hayatı anlamlı kılan nedir?Herkes kendi hayatının anlamını oluşturabilir mi? Bir hiç uğrana anlamsız bir hayat yaşayıp ölürsen ne olur? Bu sorular daha uzar.Net bir cevabı da yok zaten. İnsan sürekli hayatına anlam katma amacıyla kendini bir şeyler üretmeye ,bir şeylerle meşgul etmeye mahkum ediyor. Aman boş durmayayım. Şu beceriyi de edineyim. Bunu da öğreneyim. Çoğu güzel ve anlamlı hayat olarak bunu görüyor belki de. Peki anlamlı bir hayat kendini geliştirmek ve gerçekleri aramak sorgulamaktan mı ibaret yalnızca?Hiç sanmıyorum. Bana kalırsa bu saydığım her şey tüm insanların aklının bir köşesinde olmalı fakat bence hayata asıl anlam katan şey duygulardır ,anlardır.Herhangi güzel bir anda insan yıllarca takılır kalır bazen. Bu anlar ölünce de unutulmaz belki de kim bilir. Anlamlı bir hayat güzel anılar biriktirmekten ve bol bol eğlenmekten ibarettir belki yalnızca biz gözümüzde büyütüyoruzdur .Çok muğlak bir konu tabii ki.Ölüme gelecek olursak tekrar çok büyük bir iş başarıp tarihe adınızı yazdırmadıysanız eğer öldükten bir 30 40 yıl sonra unutulursunuz . Sizi tanıyan herkes de ölmüş olur muhtemelen.Peki durum böyleyken yaşamlarımızın çok da anlamlı olduğundan bahsedebilir miyiz?
Günümüz dünyasına şöyle bir bakıyorum da her yerde bir sorun her yerde bir felaket. Savaşlar ,açlıklar, kuraklıklar...Devletler arası çekişmeler ve bu çekişmelerde ezilen halklar...Doğa tahrip ediliyor,dünya artık bir beton yığınından farksız oldu. Yoksullar daha da yoksullaşıyor zenginler daha da zenginleşiyor.Orta sınıf kayboluyor.Durumun ya iyi ya kötü olmak zorunda resmen.Hayatımızı sosyal medya şekillendiriyor.Gençler arasında yayılan saçma sapan akımlar, trendler... Sorgulamayan, eleştirmeyen, düşünmeyen nesiller... Ben bu sorunların yalnızca bizim ülkemizde olduğunu sanıyordum fakat bu dünyanın çoğu yerinde böyle. Dehşet bir tüketim çılgınlığı, zorbalıklar, savaşa susamış insanlar bir o kadar savaştan bıkmış ,barışı huzuru umut eden insanlar... Fakat bu meselelere Türkiye açısından bakacağım. Korkunç bir eğitim sistemi, okumayan ve okuyanlara hor bakan bir toplum,sosyal baskılar, gençler üzerindeki aile ve çevre baskıları,körelmiş hayaller, tükenmiş umutlar... Peki bu...
İlk yorumu ben yapmak istedim :)
YanıtlaSilÖlümün kaçınılmazlığını çok iyi ortaya koymuşsunuz.
Geçiciliği kabul etmek hayatı hafifletir mi yoksa daha yoğun mu yaşatır?
Ben, kalıcı iz peşinde koşmayı bırakıp an’a derinleştiğimde –yeni tatlar denerken, dostlarla kahkaha atarken– anlam kendiliğinden kristalleşiyor.
1.“Hatırlanmak” sizce tamamen önemsiz mi, yoksa ölçü olarak mı yetersiz
2.Kişi mikro-anlamını bulduktan sonra bunu paylaşmalı mı, yoksa içsel tanıklık yeter mi?
Düşüncelerini duymak isterim
Selam öncelikle yorumun için teşekkür ederim benim için çok değerli.Geçiciliği kabul etmek bence hayatı hem hafifletiyor hem de daha yoğun yaşatıyor.Geçici olduğumuz gerçeğini hatırlayınca ağır meselelerin(kişiye göre değişir) üstesinden gelmemiz kolaylaşır bence çünkü sonuçta geçip gidecek bir gün kimse hatırlamayacak diye düşünürüz.Tam tersi yoğunlaştırır da bunu da şöyle açıklayabilirim mesela dostlarla kahkaha atarken demişsiniz o an kahkaha atarken bir düşünce belirir benim zihnimde genelde bu an gelip geçecek ve bu anı güzel hatırlayıp özleyeceğim bir gün diye düşünürüm bundan dolayı tadını çıkarırım bu da bence hayatı ve duyguları daha yoğun yaşamaktır.
SilHatırlanmak tamamen önemsiz değil tabii ki yaşayan çoğu insan hatırlanmak ister bence sadece gerçekten büyük işler başaramamış birilerinin hayatında bir iz bırakamamış ve dünyada kendine dair herhangi bir şey bırakmayanlar unutulmaya mahkumdur hak verirsiz ki.Ve son soruya cevapp geliyorr.Kişi anlamını bulduğunda içsel tanıklıktan sonra güvendiği deper verdiği belki de sadece içinden bunu aktarmak istediği insanlarla paylaşmalı çünkü anlam arayışı herkeste olan bir durum ve belki de senin anlamın veya anlamını buluş yolcuğun bir başkasının da anlamını bulmasına yardımcı olabilir. Tekrar çok teşekkürler değerli yorumun için benim düşüncelerim bu şekildeydi.Hoşçakal
İnsan unutma mahkumdur kimler göç edip gitti kim bilir kaç kişi hatırlar insan oğlu bencildir herkes unutulur ve hayata olanlar onları unutur hayatına devam ederler ölüm unutulunca mı başlar yoksa ruh bedenden gidince mi bence tanrı insanların sevdiklerini unuturken kendilerini rahatlatma biçimcidir yoksa sevdin birine bir anda ölüp gitmesi yok olmasını kabullenmek istemezler sadece tanrı diyip kendimiz avutuyoruz hayatın anlamı herkese göre farklıdır kişi kendi istekleri ve İdeoloji doğrultusunda hayatın kavramı değişir insan hayata bir anlam getirmek istiyorsa kendini bulmalıdır hayat kısa ve yaşlanınca aklına mutsuzlukların yerine yapmadıkların yerine yaşadın güzel anılar gelmelidir sence hayatın anlamı ne
Sil